TR EN

Dil Seçin

Ara

Dünyada Tesadüfen mi Yaşıyoruz?

Dünyada Tesadüfen mi Yaşıyoruz?

Bugün Dünya üzerinde 2016 tahminlerine göre 7 milyar 440 milyon insan yaşıyor. Asırlardan beri Dünya, Allah’ın lütfuyla insanoğlunun yaşamasına ev sahipliği yapıyor. Geçmiş asırlarda insanların merak ettikleri gökyüzüne son iki asırda yaşayan insanlar daha yakından bakabiliyor. 20 Temmuz 1969’da Armstrong Ay’a inen ilk insan oldu. Uzay araçları ve teleskoplarıyla evrenin sırlarının kapıları açılmaya çalışılıyor.

 

Merkür: Güneş’e en yakın gezegendir (57.9 milyon km). İnce bir atmosferi vardır, helyum ve hidrojen içerir. Merkür, Güneş etrafında 88 gün, kendi ekseni etrafında 58.6 günde döner, yani kendi etrafında dünyadan daha az süratle döner. 1 günü bir yılına yakındır. Güneş etrafında ise daha hızlı döner. Güneş’e bakan yüzeyinin değişmesiyle çok ısınır veya çok soğur. Güneş’e bakan tarafı 510ºC, ters tarafı ise -210ºC sıcaklığa erişir. Uydusu yoktur. Mart ve Nisan aylarında akşam yıldızı olarak, Eylül ve Ekim aylarında sabahları dünyadan görülebilir.

Bu fiziksel özellikleri nedeniyle dünyada yaşayan bir canlı orada yaşayabilir mi? Atmosferinde oksijen yok, zeminde su yok, gece ve gündüz sıcaklık farkları çok fazla. Tabi ki yaşayamaz, eğer yaşasaydı Dünya’da 50 kg ağırlığında olan bir insan Merkür’de 19 kg ağırlığa sahip olacaktı.

 

Venüs: Uydusu olmayan ikinci gezegendir. Çoban yıldızı, sabah yıldızı veya akşam yıldızı olarak da adlandırılır. Dünyadan en iyi sonbahar sonlarında gözlenebilmektedir. Kendi ekseni etrafında dönmesini 243,16 günde, Güneş etrafında dolanmasını 224,7 günde tamamlar, yani 1 günü 1 yılından daha uzundur. Tüm gezegenlerin aksine doğudan batıya doğru döner. Yani Venüs’te Güneş batıdan doğar. Venüs’ü çevreleyen kalın bulutlar sera etkisi yapar. Yüzey sıcaklığı 13ºC ile 202ºC arasında değişir. Atmosferi karbondioksit (%95), azot ve sülfürik asit içerir.

Bu fiziksel özellikleriyle burada da dünyadaki gibi bir yaşam olamayacağını söyleyebiliriz. Eğer Venüs’te yaşam olsaydı, Dünya’da 50 kg ağırlığa sahip bir cisim burada 46 kg ağırlığa sahip olacaktı.

 

Mars: Güneş’ten 227 milyon kilometre uzaklıkta olan 4. karasal gezegendir. Mars’ın %95 oranında karbondioksit’ten oluşan bir atmosferi vardır. Mars’ın yüzey sıcaklığı yaklaşık -187ºC’tır. İki uydusu vardır. Çıplak gözle bakıldığında Mars kırmızımsı bir renkte görülür.

Bu fiziksel özellikleriyle burada da Dünya’daki gibi bir yaşam olmadığını söyleyebiliriz. Eğer yaşam olsaydı Dünya’da 50 kg ağırlığa sahip bir insan, burada 19 kg ağırlıkta olacaktı.

 

Dünya: Kendi ekseni etrafında dönmesi ile gece ve gündüz, Güneş çevresinde 23 derece 27 dakika eğiklikle dönmesi ile mevsimler oluşturulur ve mevsimlerin peş peşe gelmesi sağlanmış olur. Şu an için üzerinde yaşam olduğunu bildiğimiz tek gezegendir. Atmosferinin %78’i azot, %21’i oksijen, geri kalanı da diğer gazlardır. İnsanların yaşadığı ortamdaki oksijen oranı %16’ya düşerse yaşamlarını yitirirler. Dünya’yı saran ozon tabakasıyla, canlıların Güneş’ten gelen zararlı ultraviyole ışıklarından korunması sağlanmıştır. Dünyanın en sıcak noktası 70,7 derece ile İran’daki Kavire Lut çölü ve dünyanın en soğuk noktası ise -93,2 derece ile Antarktika olarak ölçülmüştür.

 

Şimdi soralım:

Evrenin mevcut hali, Güneş’in, Dünya’nın, Ay’ın ve diğer yıldızların birbirlerine olan uzaklıkları, kütlesel çekim güçleri; gezegenlerin kendi etrafında ve Güneş’in çevresinde farklı dönme hızları, eğimleri; atmosferlerini ve zeminlerini oluşturan elementlerin farklılığı; Venüs’ün tüm gezegenlerin aksine doğudan batıya dönmesi ve en önemlisi de insanların yaşamaları için Dünya’nın seçilmesi, tesadüfen olabilir mi?..

Yapılan bunca uzay araştırmaları, gökyüzünde, yıldız sistemlerinde bir kusur, bir noksanlık bulabildi mi?

Kur’an insanlara bu olayların gerçeğini şöyle anlatıyor:

“Çevir gözünü, bir bak! Herhangi bir kusur bulabilir misin? Sonra bir daha, bir daha çevir. Gözün yorgun ve mahrum olarak sana geri dönecektir.” (Mülk suresi, 3-4)

“Onlara âfak (kâinat) ve enfüste (insanda) âyetlerimizi göstereceğiz.” (Fussilet suresi, 53)

Evet karar sizin, ya şöyle diyeceksiniz:

Âlemde tesadüf yoktur. Bu işler tesadüfî olamaz. Karışık tesadüf karışamaz. Hangi tesadüf bu işlere karışabilir? Tesadüf demek, hikmet-i İlahiyeyi gizlemek ve cehlini perdelemek içindir. Allah’ın hiçbir işinde tesadüf yoktur…

Ya da susacaksınız…