28 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Akranla Değil Ekranla Oynayan Çocuklar

Şubat 2016, 470 447 Görüntülenme Eklenme Tarih: 09 Aralık 2019 22:39 Banu Yaşar

 

Modern çağla birlikte birçok kavramın anlamı da değişti. Çocuk olmak bunlardan sadece biri. Çocukların ilgileri, uğraştıkları alanlar ve oyun malzemeleri eskiye oranla oldukça farklılık gösteriyor. Çocuk olmak deyince, sokakta ya da bahçede oynamak, koşmak, yorulmak, ağaçlara tırmanmak ve arkadaşlarıyla gün boyu beraber vakit geçirmek akla gelirdi.

Şimdilerde çocuk olmak deyince zihnimize gelen resim bu saydıklarımızdan oldukça farklı. Ellerinde tablet, bilgisayar ve cep telefonu ile yan yana oturmuş çocuklar gözümüzün önüne geliyor. Yan yana oturan ama birbirinin gözünün içine bile bakmadan konuşan, çocuksu bir özgürlükle koşmadan, yorulmadan, terlemeden hatta düşmeden yaşanan bir çocukluk...

Bu durum tabi ki onların suçu değil. Belki de suçlu aramak yerine elimizde kalanlarla neler yapabiliriz bunun derdine düşmeliyiz. Var olan gerçeği yok sayamayız. Çocuklarımızı korumaya çalıştığımız şeyden biz muaf değiliz. Yetişkinler olarak onlardan daha iyi durumda sayılmayız. Akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı çocukların oyun ve internet bağımlılığından daha gerilerde değil. Binlerce takipçi sayısı ve atılan binlerce mesaj ve tweetle hızla yalnızlaşıyoruz. Çocuklarımızı kurtarmaya ve bu konuda bilinç oluşturmaya çalışırken, kendimizi bunun dışında tutamayız.

Çocuklarımız için bir şeyler yapmak istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. İnsan kendinde bir değişiklik yapmadan, çocuğunda bu farklılığı oluşturamaz. Durum söylenme ve cezadan ibaret bir hale gelir. Peki yaşadığımız süreç hangi boyutlarda ve biz neler yapabiliriz, biraz da bunun üzerinde düşünelim.

Çok küçük yaşlarda hatta 2-2,5 yaşında bilgisayar kullanabilen bir çocukla anne babası gurur duyar ve bunu bir zekâ belirtisi olarak çevresine övünerek anlatır. Oyun ve oyuncağa yönelik kavramlarımız değiştiği için tablet ya da cep telefonunun oyuncak olmadığı fikri aklımıza bile gelmez. Oysa çocuk hareket ederek büyümelidir, çünkü kullanılmayan enerji çoğu zaman patalojiye dönüşür. Gerek fiziksel gerekse psikolojik sorunlarda az hareket etmenin ve fiziksel enerjiyi doğru kullanmamanın payı oldukça büyüktür. Obez çocukların sayısındaki artış da tezimizi desteklemektedir.

Okul öncesinde çocuğu mümkün olduğunca bilgisayar, tablet ve cep telefonundan uzak tutmak gerekir. Uslu dursun, oyalansın, ben iş yaparken sorun çıkarmasın diye eline tablet ya da telefon tutuşturmak, anne baba olarak bizim çaresizliğimizi ve başka bir alternatif bulamadığımızı gösterir. Şehir hayatında ve sadece apartman dairesinde yaşamak çocuklu anneleri zorlamaktadır. Babanın ve diğer aile bireylerinin anneye destek olması çocuklarla vakit geçirmesi, birlikte oyun oynaması, anneye nefes alacak ve işlerini halledebilecek fırsatlar sunacaktır.

Günümüzde çocuklar akranlarından daha çok ekranla oynamaktadır. Sosyalleşmek, kendi yaş grupları ile oynamak çocuğa farklı beceriler kazandırır. Paylaşmayı, öfkesini kontrol etmeyi, sırasını beklemeyi, isteklerini ertelemeyi ve diğerini görebilmeyi öğretir. Malesef ki, bilgisayarı ve akıllı telefonları yetişkinlerden daha iyi kullanan fakat insanî ilişkilerde zorlanan bir nesil yetişiyor. Onların iyi bir eğitim alması, teknolojiyi çok iyi kullanıyor olması yanında merhameti ve şefkati hissedebilen iyi bir insan olması için de çabalamalıyız.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Kişilik, insanın bütün ilgi, yetenek, konuşma biçimi, tavır, görünüş ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar.

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »