78 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Amigdala

Nisan 2016, 472 328 Görüntülenme Eklenme Tarih: 11 Aralık 2019 20:35 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

Hipotalamusun hemen üzerinde yer alan badem şeklinde ve büyüklüğünde beynimizin bir bölümüdür amigdala. Kulaklarımıza birkaç santimetre mesafededir.

Korku ve keyif gibi duyguların işlendiği, duygusal olaylarla ilgili hatıraların depolandığı yerdir. Amigdalanın beyinle zengin bir iletişim ağı mevcuttur ve tüm duyulardan gelen bilgiler dahil olmak üzere çok çeşitli beyin bölgelerinden girdiler alır.

 

 

Bazı duyguları hissedebilmek ve karşımızdakinin duygularını anlayabilmek için amigdala organı verilmiştir bize. Ne büyük nimettir bu…

Bir tehlikeye maruz kaldığımız zaman, “Bu benim nefret ettiğim bir şey mi?” “Bu bana zarar verir mi?” “Bu benim korktuğum bir şey mi?” gibi sorularla beyin uyarılır ve eğer bu soruların cevabı “evet” ise, amigdala sinirsel bir alarm şeklinde anında tepkiler vermemize sebep olur ve beynin kalan kısımlarına “kriz var” mesajı iletilir. Acil bir durumda beynin büyük bir bölümünü kontrol edecek ve yönlendirecek şekilde çalışır.

 

 

Meselâ bir cinayete şahitlik ettiysek kalbimiz hızlı çarpar, endişe ve panik içinde oradan uzaklaşmak isteriz. Amigdalanın aktif hale gelmesiyle, korkunun sebep olduğu bu kendini koruma duygusu hâkim olur.

Amigdala ayrıca bu cinayet anını hafızada depolayacak yetenekte yaratıldığından, ne zaman bu olay aklımıza gelse o gün ve hadise gözümüzün önünde belirir; korkunun yol açtığı titreme, ürperme gibi diğer belirtileri tekrar yaşarız. Bu ise amigdalada o deneyimin yeniden yaşanmasını sağlayan duyguların ve anıların kaydedilip saklandığını gösterir.

Amigdala organı hasarlanan kişilerin hiç korku belirtisi göstermediği; yılan, hırsız, silâh, yükseklik ve benzeri tehlikelerden hiç ürkmediği görülür. Yine amigdalasında lezyon olanlarda otizm, fobiler, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve depresyona daha çok rastlanır.

Eğer, insanlarla iç içe yaşamayı seven, çok iyi konuşabilen yapıya sahip bir gencin amigdalası alınsa, yakın arkadaşlarına karşı kayıtsız kalan, duygusal olarak körleşen, hatta anne babasını tanıyamaz hale gelen, herkesten uzak yapayalnız yaşamayı tercih eden biri haline gelir. Bu kişide bütün duyguların yerini, büyük bir sessizlik ve duygusuzluk halinin aldığı gözlenir.

Evet duygusal tepkilerimizde amigdalanın devreye girdiği bilinmektedir ancak fonksiyonlarının hepsi bilinmemektedir. Amigdala ile ilgili şu sorulara cevap aranmaktadır:

Duygusal görüntü beyinde nasıl ayırt edilir ve o görüntü amigdalaya neye göre yönlendirilir? Ve amigdala insanların tümünde aynı yapıda olmasına rağmen, insanlar, aldıkları riskler, korku dereceleri, sosyal tercihleri bakımından neden farklıdır?

Risk alıp almamamızda, sosyal durumumuzda, hobilerimizde ve zevklerimizde, duygusal tercihlerimizde yani karakterimizde, beynimizin içindeki küçücük bir et parçası nasıl bir rol almaktadır?

Amigdala küçük bir et parçası olmasına rağmen, onunla beynimiz ve duygularımız arasında köprü kurulmakta ve belki de karakterimizde önemli rolü olmaktadır.

Böyle küçücük et parçası olan amigdalayı bize ihsan ederek insan gibi yaşamamızı ve kendimizi korumamızı sağlayan Allah’a nimetleri sayısınca şükürler olsun…

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ay ve İlginç Yaratılış Özellikleri

Kur'an-ı Hakîm'de, Ay’ın ölçülü yaratıldığı ve hareket ettirildiği ve ayrıca hayata hizmet edecek şekilde takdir edildiğine dikkatimiz çekilir. Biraz incelediğimizde, Ay’ın yapısı ve hareketleriyle ayetleri açıkladığını görürüz.

Devamı »

Dünyamız Dev Gezegenle Nasıl Korunuyor? / Jüpiter

Neredeyse sonsuzluğa uzanan büyüklükteki kâinatımızda, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi yüz milyarlarca galaksi mevcuttur.

Devamı »

Darwin, Tavus Kuşlarını neden sevmezdi?

Darwinistler, canlıların hayatta kalabilmek için değişim geçirdiklerini ileri sürerler. Peki, öyleyse tavus kuşları neden yırtıcı hayvanların birkaç kilometre öteden bile görmesine sebep olan parlak, canlı renklere sahip oldular?

Devamı »

Alzheimer'dan Korunan Beyin Bölgesi

Demans hastalıklarının en önemli sebebi beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Hasarlanma ise hücreler arası haberleşmeyi imkânsız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına sebep olur.

Devamı »