TR EN

Dil Seçin

Ara

Dünyayı Sevelim Mi, Nefret Mi Edelim?

Dünyayı Sevelim Mi, Nefret Mi Edelim?

Dünyanın sevilmesi gereken yüzü olduğu gibi, sevilmeye değmeyen ve nefret edilen yüzü de vardır.

Dünyanın sevilmesi gereken yüzü olduğu gibi, sevilmeye değmeyen ve nefret edilen yüzü de vardır.

Bediüzzaman Hazretleri dünyanın üç yüzü olduğunu şöyle ifade eder:

Arkadaş! Dünyanın üç vechi vardır:

Birisi: Âhirete bakar. Çünki onun mezraasıdır.

İkincisi: Esma-i hüsnaya bakar. Çünki onların mekteb ve tezgâhlarıdır.

Üçüncüsü: Kasden ve bizzât kendi kendine bakar. Bu vecihle insanların hevesatına, keyiflerine ve bu fâni hayatın tekâlifine medar olur. Nur-u imanla dünyanın evvelki iki vechine bakmak, manevî bir cennet gibi olur. Üçüncü vecih ise, dünyanın fena yüzüdür ki zâtî ve ehemmiyetli bir kıymeti yoktur.”1

Elbette ki, ahiretin tarlası olan ve insanın ebedi bir saadeti kazanmasına vesile olan dünyanın birinci yüzü ile, Cenab-ı Hakk’ın isimlerin âyinesi ve tecelligahı olan ikinci yüzü sevilir ve sevilmelidir de.

Bu dünya, insan aklının önüne serilmiş nice hikmet ve cevaplarla dolu ilahi bir kitap ve rabbani bir sergidir. Diğer bir ifadeyle bu dünya bir çiftlik ve bir tarladır; insan burada ne ekerse orada onu biçer. Burada ibadet, takva, zikir ve tefekkür gibi ulvi tohumları ekerek akıl ve ruhlarını tenvir edenler ahirette onu biçerler. Burada elhamdülillah diyen, orada onun meyvesini yer.

Ancak, başta büyük günahlar olmak üzere zulüm, yalan, gıybet ve iftira gibi zehirli tohumları ekenler de orada bunların mahsullerini biçerler. Dünyanın sevilmeyen ve nefrete layık olan yüzü ise, sırf bir eğlence olarak görülen ve insanı meftun edip ahireti ve maneviyatı unutturan yüzüdür.

Şunu da ifade edelim ki, dünya fanidir ve sevilmez diye ondan el çekmek, çalışmayı terk etmek doğru değildir. Helalinden çalışıp kazanmak, zekat ve sadaka gibi şeylerle ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak dinî ve insanî bir vazifedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Evlatlarının nafakasını temin için ticaret yapanlar Allah yolunda muharebe edip şehit olanlar gibidir.”

Başka bir hadislerinde ise, “Ya Rabbi! Tembellikten sana sığınırım.” buyurarak, tembelliğin ne kadar kötü bir sıfat olduğunu vurgulamıştır.

Dünya ve ahiret işlerini muvazeneli bir şekilde beraber yürütmek gerekir. Zira, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde “Sizin hayırlınız dünyası için âhiretini, âhireti için de dünyasını terk etmeyendir.” buyurmuşlardır.

Bir başka ayette ise şöyle buyrulur: “Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?” En’am suresi 6/32

 

Dipnotlar.

1 Mesnevi Nuriye

2 Buhari, Cihad, 25, 74