ARAMA SAYFASI

Ebedî Kurtuluşun Yolu Nedir?

Bunun yolu sabırdır. Bu yoldan çıkanlar helâkete dü­şer, kaybederler.

 

Bunun yolu sabırdır. Bu yoldan çıkanlar helâkete dü­şer, kaybederler.

İnsanı da ağaç olmak isteyen bir çekirdek olarak düşünebiliriz. Bu çekirdek, Cenâb-ı Hakk’ın kâinata koyduğu kanunlara uyup, toprak altına girecek ve orada sabredecektir. Bu sabır onu çürümeye kadar götürecek, fakat o çürümekle yükselip filiz devresine girmiş ola­caktır. Sabrı sonunda yetenekleri hayat bulup yeryüzüne çıkacak, filiz olduktan sonra da kendisini kötü yollarda kem ayaklar altında kalmaktan veya haşerelere yem olmaktan korumanın yollarını arayacaktır. O filiz, Hafız-ı Zülkemâl’in lütfuyla bu devreyi de aşarak fidan olduktan sonra ise, bu defa kendisini daha büyük hayvanların zararlarından korumaya çabalayacaktır. Bu merhaleyi de Allah’ın (cc.) ihsanıyla aştığında, artık sabrının mükâfatı olarak ağaç olup meyve verebilecektir.

Demek ki çekirdeğin meyve vermek için çok sabırlı olması ve bu sabırla Allahü Azimüşşân’ın lütfuna mazhar olmaya çalışması lâzımdır. Zira, çekirdeği ağaç yapacak olan, sabrın gereklerini yapması ve böylece Cenâb-ı Hakk’ın lütfuna mazhar olarak meyve vermesidir.

Ağaç olma yolunu bilmeyen veya bildiği halde gereğini yapmayan, rahat durmayıp, sağa sola yalpalayan bir çekirdeğin ağaç olamayacağı ve meyve veremeyeceği aşikârdır.

Ebedî Cennet bahçesinde ebedî meyvelerini görmek isteyen insan da o çekirdek gibi sa­bır göstermekle sorumludur. İnsanlar, Cennet meyvelerini, bir cihette, bu dünyada gerek ibadet ve gerekse musibet ve günahlara karşı gösterdikleri sabır nisbetinde koparacaklardır.

Şu noktaya da işaret edelim ki, mesela dünyada bir arpa tanesinin sabrı ile bir elma çekirdeğinin sabrı bir değildir. Arpa tanesini, elmaya nisbeten daha az bir sabırla mükellef kılan Mutasarrıf-ı Hakîm (her yaptığında çok hikmetler olan Allah), o arpa tanesine netice olarak bire on veya bire yirmi ücret vermektedir. Elma çekirdeği ise, uzun sabrının sonucu olarak yüzlerce, binlerce çekirdek verme ödülüne kavuşur.

İşte Cennette de insanların dereceleri böyle birbirinden farklı olacaktır. Nasıl ki bitki kelimesinin, ottan çiçeğe, hububattan koca ağaca kadar yüzbinlerce anlamı vardır. Aynen bunun gibi ‘ehl-i Cennet’ sözü de âmî bir mü’minden velîlere, sahabeden nebîlere kadar bütün nuranî zatları anlatmaktadır.