TR EN

Dil Seçin

Ara

İnsan Niçin Unutur?

Unutmak aslında kişinin kendi tercihidir ve bir tür savunma mekanizmasıdır.

 

Unutkanlığın bunama, beslenme eksikliği gibi biyolojik sebeplerine girmeden, sadece psikolojik sebebi üzerinde duracağız.

Özetle söylersek, unutmak aslında kişinin kendi tercihidir ve bir tür savunma mekanizmasıdır.

Şöyle ki, insan nefsi, lezzet almayı arzu eder. Lezzet almasına engel olan, hoşuna gitmeyen ve çözemediği bir konu varsa, onu da unutmak ister. İşte bu sırada, unutma olayı sadece unutmak istenilen konuya has kalmaz, onunla az-çok ilgisi olan birçok konu da beraberinde unutulur. Zira zihnimiz olayları ve objeleri, yalıtılmış olarak değil, ilintili tüm çevresel faktörlerle beraber depolar ve yine o şekilde hatırlar.

Konuyu çok kişinin yaşadığı bir örnekle açıklayalım:

Bir iş için bir odaya girersiniz. Ama birden, oraya neden girdiğinizi unutursunuz. Buradaki mekanizma şöyledir:

Diyelim ki o gün birisiyle telefonda üzücü bir konu konuştunuz. Canınız çok sıkıldı. Çözüm de bulamadınız. Sürekli sıkıntı çekmek de istemezsiniz elbette. O zaman, o konuşmayı unutmaya çalışırsınız. Tabii bu gayret bilinçli olmak zorunda da değildir. Bilinç dışı olarak da işler. Sıkıntı verici konudan uzaklaşır, başka şeylerle kendinizi avutur, konunun üstünü örtersiniz. Ama aslında o konu, bilinç altınızda hazır beklemektedir. Hoşunuza gitmedi diye yok olmaz…

Sonra, siz o konuyu sildiğinizi zannederken, diyelim ki kitap almak için bir odaya girdiniz. O an odada bir telefon gördünüz. Zihniniz derhal otomatik olarak o üzücü telefon konuşmasını da hatırlar. Daha doğrusu hatırlamak ister. Ama o konuyu unutmak istediğiniz için, bilinç düzeyine yaklaşan o hatıra derhal yeniden baskılanıp bilinç altına itilir. Fakat o anda zihninizde olan diğer amaç da, beraberinde bilinç düzeyinden uzaklaştırılır. Bir anlamda, kurunun yanında yaş da yanar. Ve siz “Bu odaya neden girdim?” diye şaşırırsınız.

Bu basit ve temel örneği genişletelim: Eğer sizin çok temel bir konuda canınızı sıkan bir sorun varsa, örneğin vicdanen yapmanız gereken bir şeyi yapmıyor veya yapmamanız gereken bir şeyi yapıyorsanız, bu vicdan azabından kurtulmak için çok sık biçimde “bilinç altına bastırma” dediğimiz yöntemi kullanmak zorunda kalırsınız.

Örneğin namaz kılması gerektiğini bilen, ama bir türlü başlamayan bir kişi, ne zaman ezan işitse, cami görse, din üzerine bir sohbet duysa, o vicdan azabı bilinç düzeyine yaklaşır. Ama bilince gelmemesi için sürekli bastırma uygulamak zorunda kalır.

Veya vicdanını rahatsız eden ve utandıracak bir günahı, gizli gizli işlemeye devam eden bir kişi, bu ayıbını unutabilmek için, onu hatırlatan, çağrıştıran her şeyi bilinç altına itmek zorunda kalır.

Ya da kocasıyla ilgili ciddi bir sorunu olan bir bayan, bu sorunla yüzleşmek yerine kaçıyorsa, o sorunu hatırlatacak her durumda bastırma yapa yapa, o kişide giderek unutkanlık yerleşecektir.

Bu durumda çözümün ne olduğunu anladınız tabii. Yani, unutkanlıktan kurtulmak için, kafamızın ve vicdanımızın rahat olması gerekir. Sorunlarınızı hasır altı etmek yerine yüzleşip çözmeli, vicdanınızın dediklerini de yapmalısınız. O zaman iç huzuruyla beraber hafızanız da tıkır tıkır işlemeye başlar, emin olun.

Son olarak, konuyu açıp tamamlayacak birkaç örnek daha vermek isterim.

Mesela bir çocuk eğer ebeveyni tarafından ödevleri konusunda sürekli azarlanıyorsa, ödevlerini daha da fazla unutacaktır, emin olabilirsiniz. Zira sürekli eleştiriler sonrasında, onun zihninde ödev, stres anlamına gelir. Zihin de stresten uzaklaşmak istediği için, ödevleri unutmaya çalışır. Yani aşırı baskı, tamamen ters sonuç vermiş olur.

Veya için için sinir olduğunuz bir tanıdığınız sizden bir şey istediyse, emin olun ki o işi büyük bir ihtimalle unutursunuz. Zira o şahsı hatırlamak sizde gerginlik oluşturuyorsa, zihniniz onu da, onun istediği şeyleri de unutmaya yönelir.

Özetle, iyi bir hafıza için, sorunları biriktirmeden çözmek, vicdanının sesini dinlemek ve içte de dışta da barış halinde olmak şarttır.