TR EN

Dil Seçin

Ara

Perde Arkası

Dünya hayatında yapıp ettiklerimizin, hatta duygularımızın bile ahirette bir karşılığı var.

 

Dünya hayatında yapıp ettiklerimizin, hatta duygularımızın bile ahirette bir karşılığı var.

Kılını bile kıprıdatmadan hayır hanesine çok büyük sevaplar, güzellikler yazdıran insanlar olduğu gibi; çok büyük zulümleri, azim haksızlıkları yüklenenler de var.

Evet mübalağa değil… İnsanlar taraftar oldukları şeyleri yapmış gibi olurlar. Bir hayra taraftar olmak, o hayrı yapmış gibi sevap kazandırdığı gibi; bir zulme, bir haksızlığa taraftar olmak da o kötülüğü yapmış gibi mesul eder insanı… “…kalben taraftar olur. onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik (ortak) olur” diyerek uyarıyor Bediüzzaman Hazretleri.

Burası çok önemli. Madem kalben takındığımız tutum, bize ya kazandırıyor ya da kaybettiriyor, öyleyse çok bıçak sırtında yaşamaktayız. Her gün medya gözümüze, kulağımıza binlerce haber taşıyor. Ve biz de bunları ya hoş görerek, ya da beğenmeyip buğzederek bir şekilde taraftar oluyoruz; ya tarafında, ya karşı tarafında…

Burada bir gariplik yok, olması gereken bu… insan iyiliği hoş görüp desteklemeli, kötülüğü de kınamalı, ona buğzetmeli… Fakat, Peygamber Efendimizin (asm.), bir müminin haksızlık karşısında duruma göre eliyle, diliyle ya da kalben buğzederek tepkisini koyması gerektiğini bildiren hadis-i şerifinde “kalben buğzetmek” tam da bizim—özellikle medya karşısındaki—durumumuza bakıyor.

Ancak iyi ve hak olan bir şeyi kötü zannedersek; ya da kötü olan bir şeyi iyi zannedip öylece taraftar olursak ne olacak?

Bu sorunun sebebi, Güneydoğu’da yaşayan bir okurumuzun mesajı oldu… Okuyucumuz diyor ki, “Ben eğer Türkiye’nin batısında yaşasaydım, doğusuyla ilgili düşüncelerim ve kanaatlerim çok farklı olurdu. Çünkü burada şahit olduğumuz, yaşadığımız olaylar medyada öyle farklı işleniyor ki, haklı ve haksız yer değiştiriyor…”

Sonradan pişman olmamak için “hakkı hak bilmek; bâtılı bâtıl bilmek ve ona göre davranmak” için her habere dikkatle yaklaşmamız şart. Hele de “Ey iman sahipleri! Özü sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz” (Hucurat suresi, 6) ayetinin uyarısından sonra, özü sözü bir olmayan medyanın haberlerine göre hareket etmek, akıl kârı olur mu?

Allah'ın Elçisi'nin (asm) ölçülerini ölçü edinenlere ne mutlu...