TR EN

Dil Seçin

Ara

İyi Ki Geldin Yâ Resulallah

Yâ Resulallah, sen gelmeseydin tanıyamayacaktık Rabbimizi.

 

Yâ Resulallah, sen gelmeseydin tanıyamayacaktık Rabbimizi. Tabiatın, tesadüfün eseri bilecektik kendimizi. Tıpkı seni bilmeyenlerin yaptığı gibi; hayvanlar arasında arayacaktık atamızı. Bazen maymuna, bazen de ayıya bağlayacaktık ceddimizi. Yâ Resulallah, Sen öğrettin Allah’ın mahlûku, yeryüzünün halifesi, mahlûkatın efendisi olduğumuzu. Senden duyduk Hazreti Âdem’e uzanan ceddimizi, meleklerin de üstünde olan derecemizi. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin bilemeyecektik dünyamızın ve gök cisimlerinin mahiyetini. Şu feza boşluğunda başıboş gezen, serseri cisimler zannedecektik onları. Anlayamayacaktık Güneş ve Ay’ın vazifeli olduklarını. Belki çarpışırlar diye korkacak, dehşetle seyredecektik onları. Yâ Resulallah, Sen öğrettin bütün onların muti (itaatkâr), musahhar memur olduklarını. Sen anlattın dünyamızın bizim için hazırlanan bir gemi, Güneş’in bir lamba ve soba, Ay’ın da bir kandil olduğunu. Sen giderdin vahşetimizi, korkularımızı. Kardeş ettin bütün gezegen ve yıldızları, sevdirdin gecelerde semaya bakmayı. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin bilemeyecektik nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi. Anlayamayacaktık ne yapacağımızı, vazifemizin ne olduğunu. Hayat bir çarpışmaktır deyip, haklı görecektik zalimi. Seni tanımayanların yaptığı gibi ateşe verecektik insanlık âlemini. Yâ Resulallah, Sen öğrettin ezelden gelip, ebede gittiğimizi, bu dünyada aziz bir yolcu olduğumuzu. Derslerinle anladık Rabbimizi tanımak için geldiğimizi, vazifemizin Allah’a kulluk olduğunu. Sen ders verdin hayatın çarpışma olmadığını, güçsüzün korunup rızkının verildiğini. Sen anlattın güçlünün değil, haklının güçlü olması gerektiğini. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin sevemeyecektik çiçeği, böceği, var olan her şeyi. Okuyamayacaktık onlarda anlatılmak istenen manalı yazıları, verilmek istenen anlamlı mesajları. Anlayamayacaktık baharın, yazın ve diğer mevsimlerin gelmesindeki hikmetleri. Yâ Resulallah, Sen öğrettin çiçeğin manzum bir kaside, böceğin manalı bir mektup olduğunu. Derslerinle anladık her şeyin Rabbimizi anlattığını, isim ve sıfatlarını okutturduğunu. Sen müjdeledin ölmeleri ile yok olmadıklarını, manalarını ifade edip görevlerini yaptıklarını. Sen anlattın baharın sergi yeri, yazın da erzak vagonu olduğunu. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin ölümü idam ve ebedi ayrılık bilecektik. Ölen tüm sevdiklerimizle hiç görüşemeyeceğimizi zannedecektik. Her canlıyı idamını bekleyen bir mahkûm, eceli, hastalık ve musibetleri de birer cellât görecektik. Ölümden korkacak, ismini bile duymak istemeyecektik. Düşünmemek için sarhoş olup, aklı iptal edip hayvana benzeyecektik. Yâ Resulallah, Sen öğrettin ölümün terhis, ölümden sonrasının gerçek saadet olduğunu. Senden duyduk ölen sevdiklerimizin esas yurdumuza gittiğini, orada bizi beklediğini. Sen ders verdin hastalıkların, musibetlerin İlahi bir ikaz veya günahlara kefaret olduğunu. Seninle keşfettik aklın azap aleti değil, hazineler keşfeden bir anahtar olduğunu. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin şefkatli bir ana zannedecektik sağır, kör tabiatı; sebeplerden bilecektik bütün yapılan ikram ve ihsanı. Yolda bulmuş gibi hırsızcasına gasp edip hayvancasına yutacaktık nimetleri. Tesadüflerle oluştuğunu, kendiliğinden geliştiğini bilecektik bize verilen akıl, göz, kulak, el, ayak gibi uzuvları. Nankörlüğün en büyüğünü yapıp unutacaktık asıl nimet vereni, ikram, ihsan edeni. Yâ Resulallah, Sen öğrettin topraktan çıkarılan hububatın, ağaçlara takılan meyvelerin İlahi ikram, ihsan olduğunu, toprağın ve ağacın tablacılık yaptığını. Sen anlattın asıl şükür ve teşekkürün gerçek mal sahibine yapılması gerektiğini, nimetlerin asıl fiyatının zikir, fikir ve şükür olduğunu. Derslerinle anladık bize verilen akıl, dil, göz, kulak gibi cihazların ilahi hazineleri tartmak, tecelli eden esmayı okuyup, manalarını anlamak ve Rabbimizi tanımak için verildiğini. İyi ki geldin yâ Resulallah.

Sen gelmeseydin tadamayacaktık gerçek sevgiyi, bilemeyecektik hakiki saadeti. Nefis hesabına sevdiğimizden anlayamayacaktık büyüğe saygı, küçüğe sevgi, anne babaya itaat, dosta fedakârlık, eşe sadakat gibi ulvi duyguları. Bilemeyecektik Allah’ı hoşnut eden davranışları, toplumu düzenleyen kuralları. Yâ Resulallah, Sen tattırdın elemsiz lezzeti, kedersiz sevinci, dünyadaki saadeti. Senden öğrendik çocuğun hediye, eşin ebedi arkadaş,  dostun ebedi yoldaş olduğunu. Senin derslerinle bildik anne baba hukukunun büyüklüğünü, öf bile denmeyeceğini. Sen anlattın Rabbimizin razı olduğu davranışları, hayatı düzenleyen esasları. Sen öğrettin daha dünyada iken cenneti yaşamayı.

İyi ki geldin yâ Resulallah...