TR EN

Dil Seçin

Ara

Kâinattan Haberler

Gül Kokla Hafızan Yerine Gelsin

Almanya’da Lubeck Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, gül kokusunun hafızayı güçlendirip öğrenme yeteneğini geliştirdiğini ortaya çıkardı. 74 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, Prof. Jan Born, hafıza testi yaptığı gönüllülerden bir grubu gül kokan bir odaya aldı. Gül kokusu koklayanlar, hatırlanması istenilen şeylerin yüzde 97,2’sini hatırlarken, diğerleri yüzde 86’sını hatırladı.

 

***

 

“Allah, gönderdiği çiçekler için bizden cevap bekler.”

—Tagore

 

***

 

Doğal kalkan “Sirke”

Sirke tortusu merhem gibi yaralara sürüldüğünde yaranın büyümesine engel olur, iyileştirir. Kangren ve deri veremi gibi iyi olmayan yaralarda da kullanılır. Sirke, şap ile bir mayi haline getirilip diş etlerine sürülürse etleri sertleştirir, ağız hastalıklarını giderir. Bu özellikleri ile bilinen ve yemeklerin, salataların vazgeçilmezleri arasında yer alan sirkenin yapılan son araştırmalarda, vücudu güneş ışınlarına karşı koruduğu tespit edildi. Bu nedenle, sirkenin özellikle salatalardan eksik edilmemesini isteyen uzmanlar, “Sirke âdeta doğal bir kalkan görevi görüyor” diyorlar. 

 

***

 

Kan Kırmızı, Peki Damarlarımız Neden Mavi?

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda, kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için yüksek basınç vardır. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızla dışarı akar, kan kaybı süratli ve çok hızlı olur. Hayati tehlike oluşturan da budur. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kaim çeperli yaratılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmiştir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça, atardamarlarımızı pek göremeyiz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.

 

***

 

Saçlardaki ipuçları

Saç kılları üzerinde yapılan kimyasal çözümlemeler, bize sağlığımız hakkında ilginç ipuçları veriyor. Örneğin, çocuksanız ve saçınızdaki krom derişimleri normalin altındaysa, şeker hastası olma ihtimaliniz çok yüksek. Ya da, yine çocuksanız ve saçınızdaki çinko derişimleri çok düşük düzeyde ise, tat alma duyunuza güvenmemekte haklı olabilirsiniz. Çünkü bu duyunuzda bir bozukluk olabilir.

Yine, normal çocuklar ile öğrenme bozukluğu olan çocuklar arasında da saçlarındaki dört elementin derişimleri farklılık göstermektedir. Bu noktada lityum ve kromun azlığı ile kurşun, mangan ve kadmiyumun çokluğu özellikle önemli. Eğer tespit edilen duruma göre bir beslenme sağlanırsa, bu çocukların öğrenme bozukluklarında gözle görülür bir iyileşme sağlanabiliyor.

Yapılan araştırmalar, saçlardaki metal çözümlemeleri ile iç organlardaki metal çözümlemeleri arasında hatırı sayılır bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, saçlardaki kurşun derişimi dökümhanelerde çalışanlarda en yüksek, kentli gruplarda daha az, kırsal kesimde yaşayanlarda en düşük değerlere sahip.

 

***

 

Direksiz Yükseltilen Gök

“O Allah ki gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti.” 

— Rad, 2

 

Direksiz yükseltilen gök kavramı, Kur’ân’ın indiği dönemde yaygın inanışlara ters düşen bir kavramdı. Hatta Kur’ân’ın inişinden sonra bile insanlar daha yüzyıllarca Kaf Dağı efsaneleriyle oyalanmışlar, dağlardan direkler üzerine kurulu bir gökyüzü hayal etmişlerdir.

“Gökler” sözcüğünden ister atmosfer, isterse uzay anlaşılsın, her iki halde de Dünya’nın kütlesi ve hareketleri, Güneş ve Ay ile karşılıklı konumları ve etkileşimleri gibi iç içe geçmiş son derece hassas dengeler sayesinde kurulmuş olan ve devam eden bir düzene dikkat çekilmekte olduğu bellidir. Kur’ân, bu hesapların, direkler üzerine tavan çakmaktan çok daha farklı bir iş olduğunu bildirirken, “İşte, gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yükseltti; gördüğünüz yerde direk olmadığı gibi, görmediğiniz yerlerde de böyle bir şey yoktur” diyerek, o günkü insanın nazarının ulaşamadığı yerlerden haber vermektedir.

Diğer yandan, âyetteki ibarenin “Gördüğünüz cinsten bir direk olmaksızın gökleri yükseltti” anlamını verecek şekilde okunması da mümkündür. Bu takdirde, çekim kuvveti, merkezkaç kuvveti, uzayın genişlemesi gibi etkileşimler akla gelmektedir ki, gerçekten de, bugün yüksekliği çok iyi dengelenmiş ve hayata elverişli hale getirilmiş bir atmosfer altında ve yeteri kadar genişlemiş, hâlâ da genişlemeye devam eden bir uzay içinde yaşayışımızda, Dünyayı ve evreni ayakta tutan bu “görünmez direkler” görevlendirilmiştir. 

— Ümit Şimşek, Bilime Yol Gösteren Ayetler