28 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

GIDIKLANMAK ÜZERİNE

Aralık 2017, 492 1103 Görüntülenme Eklenme Tarih: 25 Ocak 2018 16:43 Prof. Dr. Sefa Saygılı

Çocuklarda keşfediciliği, üreticiliği veya yenilikçiliği geliştirmede ailenin neler yapabileceği konusunda kaynakları gözden geçirirken; anne-baba çocuklarıyla oyun oynamalı, onlara sorular sormalı, karşılıklı hikâyeler anlatmalı, yiyeceklerin tadına bakıp birbirlerine tarif etmeli gibi tavsiyelerin yanında gıdıklamaktan da söz edilmesi bana ilginç geldi. Çünkü ben de tanıdıkların küçük çocuklarıyla iletişim kurarken gıdıklamakla daha çabuk ısınma olduğunu hep müşahede ederdim.

Cildimizin altında, dokunma veya sıcak-soğuk gibi etkenlere maruz kalma durumunda, beyni uyaracak milyonlarca küçücük sinir uçları bulunmaktadır. Bu sinir uçlarını bir başkası parmağı veya bir tüy ile hafifçe uyardığında, sinir sistemimiz aracılığıyla beynimize mesaj gönderirler ve böylelikle gıdıklanma hissi ortaya çıkar.

Eşler birbirini ya da ebeveynler çocuklarını hafifçe gıdıkladığında bu hoş bir duygu oluşturur, arada sıcaklık oluşmasına sebep olur ve ilişkiler için fayda verir. Ebeveynle yavru arasında iletişimin gıdıklama ile güçlendiği düşünülüyor. Bu yüzden gıdıklama aynı zamanda bir sosyal bağlanma mekanizmasıdır.

Gıdıklama ile kan basıncı artar, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır. Gıdıklanmanın fiziksel olduğu kadar psikolojik etkileri de vardır.

Ayrıca gıdıklamakla, karşı tarafın boyun ve kaburga gibi vücutlarının hassas bölgelerini koruma refleksi geliştirilmiş olmaktadır.

Yine tenimizde gezen canlıyı fark etmemiz ve zarar vermeden uzaklaştırmamız da yaşadığımız gıdıklanma benzeri histen dolayıdır.

Ancak unutmamalıdır ki, hafif ve rahatsız etmeyecek boyutta olduğunda komik ve güldürücü olan gıdıklama, aşırıya kaçıldığında zararlı olabilecektir. Böyle bir durumda ise faydalı değil, tam aksine insanlar arası bağların zayıflamasına, hatta iletişimin kopmasına bile sebep olabilir. 

Gerçekten gıdıklanma çok ilginç, açıklaması zor bir hal olsa da sosyal bağların oluşmasına ve kuvvetlenmesine katkıda bulunan, bize bahşedilmiş harika bir insani özelliğimizdir.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsan Beynine Özgü Heyecan Verici Keşif: Kuşburnu Nöronları

Beyinde keşfedilmemiş farklı hücre tiplerinin olması da muhtemel. Örneğin, araştırmacılar yakın bir zaman önce şeklinin adeta kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içermesi sebebiyle kuşburnu nöronu olarak adlandırdıkları yeni bir tür beyin hücresi keşfettiler ve bu hücrenin sadece insanlarda olduğunu tespit ettiler.

Devamı »

Tedavi İçin Yaratılan Canlı: SÜLÜK

Sülük insanlık tarihi kadar eski geleneksel bir tedavi şeklidir ve asırlardır pek çok hastalığa şifa vermeye devam ettiği gibi günümüzde de öneminden bir şey kaybetmiş değildir.

Devamı »

Bu Ne Şiddet Bu Öfke!

Medyaya göz attığınızda hep öfke haberleri ile dolu. İnanın televizyonda haberleri izleyemez olduk. Yaralamalar, cinayetler, taciz ve kavgalar…

Devamı »

Düşünceyi Sese Dönüştürmek Mümkün mü?

Geçtiğimiz Nisan ayında “düşüncenin sese dönüştürülmesi” konusunda bir araştırma yayınlandı. Ve merak konusu sorular başlıklara taşındı: Düşünceleri kayıt altına alabilecek bir cihaz mı geliştirildi? Söz konusu cihaz ile başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü anlayabilecek miyiz? İç konuşmalarımız yazıya dökülebilecek mi?..…

Devamı »