138 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Milletin Uyanışı Bin Yılın Şahlanışı

Ağustos 2016, 476 203 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Ocak 2020 17:31 Selim Gündüzalp

 

Bin yılın şahlanışıdır bu…

Bir yüreğin değil, milyonlarca yüreğin bir oluşudur bu.

Boğanın önünden kaçanların değil, tankı kovalayanların günüdür bugün.

Bir su gibi aktığımız gündür bugün.

Tarih, bunu böyle bilsin.

Tarih bunu öyle bir yere yazacak ki; tarihin satır aralarında değil, tarihin altın sayfalarının en başına yazılacak.

Bir milletin şahlanışıdır bu. Yedi düvele meydan okuyuşudur bu.

Seksen yıllık, bir asırlık susuşun sona erişidir bu.

Cihangir Asya ordularının, kahraman evlatlarının şahlanışıdır bu.

Ölüm mü? “Ölümse gülümse” diyenlerin günüdür bugün.

Ölümü, şehadet mertebesi olarak görenlerin günüdür bugün.

 

 

---Üstteki bu kısım bayrağın olduğu ilk sayfaya girsin inş.----

 

Bugün, günlerden bir gün değil, tarihimizin sıradan bir günü değil, en büyük bir günüdür.

Elinde imandan başka hiçbir şeyi olmayanın, elinde her şeyi olanlara kafa tutuşudur bugün.

İman, tanktan, toptan ve her silahtan üstündür, gördük.

Bir milletin uyanışıdır bugün…

Şaheser uyandı artık. Ne top tesir eder bundan gayrı, ne tüfek.

Kurşun yalar da geçer.

Kurşun vursa da, imanlı göğüsten seker de geçer.

Kurşun atana döner.

Allah’ın yardımı, Allah’ın zaferi ve inayeti bizimledir.

Yalnız değiliz bu dâvâda.

Bedrin arslanları aramızda.

İçimizde öyle ruhlar var ki…

Yalnız değiliz hak yolunda.

Şehitlerin seyyidi Hz. Hamza en başta.

İçindedir bu ruhun, bu uyanışın.

Bilesiniz.. Daha niceleri.

Ondan güçlüdür sesler.

Sâdâlar, dualar, öylesine kapladı ki ortalığı, gecenin içine doğdu güneş.

Tarihimizin en parlak günlerinden birine eş.

Bir gün doğdu karanlık gecenin içinden, bir gün ve en parlak bir güneş.

O gece ki, o gün ki, hiç ama hiç unutulmayacak.

Tarihin altın sayfalarına nakış nakış işlenecek.

Şükür ki, o günü birlikte yaşadık.

Sesimizi birlikte yükselttik. Vatan, millet, bayrak için omuz omuza verdik.

Farklı düşünce ve görüşleri elimizin tersiyle ittik kenara.

Yeniden bir ruh olduk, bayrağı aldık elimize.

Bayraklaştık, bayrak olduk. Al bayrağımızın rengine büründük.

Bayrak biz oldu, biz bayrak olduk.

Ay yıldızlı bayrağımız kalbimiz oldu.

O bayrak ne görevler gördü tarih boyunca…

Son görevini de 15 Temmuz’u 16’sına bağlayan gece gördü.

Al bayrağımızın o gece yüzü güldü.

Sordu küçük bir çocuk:

“Anne, bu bayrak neden bize bu kadar güzel gülüyor?”

Evet, gençleri gördük sokaklarda, meydanlarda.

Her yerde onlar vardı en önde. Bacılar, analar, her yaştan mübarek insanlar. Gençler bir başkaydı, gençler dalga dalgaydı sanki…

Bir stattaki maçtan sonraki ayrılışın kuru kalabalığın hali değildi bu.

Lüzumsuz naralarla etrafı inleten kuru bir kalabalığın sesi değildi bu.

İmanın gür sesiydi bu. Toplu vuruyordu yürekler.

Toplu vuramayan yürekler, toplarına rağmen kaçıyordu. 

İman dolu yürekler şanlı bir zafer daha kazandı.

İşte böyle…

Bir millet şahlandı mı işte böyle şahlanır. Bir millet ayağa kalktı mı işte böyle kalkar. Bir millet uyandı mı işte böyle uyanır.

Yedi düvele ders olsun… Bu millet, uyanamayan gafil milletlere de örnek olsun. Hâlâ uyuyanlara da ders olsun.

Vatanını sattırmadı, sattırmayacak hainlere.

Şimdi...

Öyle bir ümit var, öyle bir hareket var ki içimizde; bu bizim için dünyanın en zengin hazinelerine sahip olmaktan daha değerlidir. Hamd ederiz Rabbimize, bahşettiği ve uyandırdığı için.

Şehitlerimiz oldu. Tek tek her birine gönüller dolusu rahmet duası gönderiyoruz. Bizlere de şefaatçi olsunlar inşallah ahirette.

Hazreti Peygamber Efendimizin (asm) yanında özel bir yerlerinin olduğuna inanıyoruz.

Onlar bu mübarek vatan için öldüler.

Bizim için, yarınlarımız için, çocuklarımız, torunlarımız için öldüler.

Onun için onları hiç unutmayacağız.

Tarihten önce biz onları kalbimize yazdık. Özel bir yere koyduk gönlümüzde. Artık onlar bizim ailemizden biridirler. Onlar ölmediler, diridirler.

Onlar dualarımızın da kahramanlarıdırlar.

Bizim de bir Bedir’imiz, Uhud’umuz, Hendek’imiz, Çanakkale’miz, oldu bugün. Fatih’le, Yavuz’la beraberdik bu gün. Bu asil milletin evlatlarının uyandığı gündü.

Selam olsun o güne, o gün içinde uyananlara, o gün içinde yeniden doğanlara, o gün için evlatlarını doğuran analara, tüm Anadolu’ya, tüm mü’minlere.

Dünyanın her yerinde bizim için maddi manevi ellerinde ne imkânlar varsa sadaka verenlere.

Şükür kurbanları kesenlere, dua edenlere:

 “Yâ Rab, Türkiyemizi kurtar” diyenlere, yanık sinelerle niyaz edenlere… Arabistan’dan Afganistan’dan, Mısır’dan, Suriye’den, Pakistan’dan, Hindistan’dan, Türkistan’dan, Afrika’dan, dünyanın her yerinden yağmur gibi dualar gönderenlere selam olsun…

Onlar da gördüler şahlanışın ne olduğunu, özgürlüğün ne olduğunu… Bir bedel ödemeden, ölümü göze almadan bir nimete kavuşulamayacağını gördüler.

“Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” diyen Bediüzzaman Hazretleri’nin sözünün ne mânâya geldiğini gördüler.

“Arabistan’da da olsam, Türkiye’ye gelmem lâzımdır” diyen Bediüzzaman Hazretleri’nin sözünün haklılığı ortaya çıktı.

Bayrak düştüğü yerden kalkar. Türkiye’de düştü ve buradan ayağa kalktı çok şükür.

Bu aziz milletin evlatlarının içindeki cevheri görüp de cansiperane çalışanlara selam olsun.

Çok şükür, baktık ki yalnız değilmişiz. Göklere uçtuk, kanatlandık. Kuş olduk. Kuşlar gibi yücelerin yücesinden baktık. Hepimiz bayrağımızdaki yıldız olduk.

Ey şehitlerimiz, kanlarınız yere boşuna düşmedi. Ay yıldızlı bayrağımızda dalgalanıyor mübarek kanınız. Belki de onun için gülümsüyor bayrağımız.

Selam olsun bu kurtuluşa kan verenlere, can verenlere, ruh verenlere… Meydanları boş bırakmayanlara… Meydanları sahte yiğitlere dar edenlere… Her şeye rağmen gözünü dünyaya değil, ahirete dikenlere…

Ölümü göze alanların korkacağı hiçbir şey yoktur. Onlar aziz kahramanlardır. Görevlerini yaptılar. Onlara aşk olsun. Onlara Allah’tan rahmet diliyoruz.

İnşallah bu aziz milletin içinde yeşermeye hazır olan bir tohumu uyandırdılar.

Yarınlar çok daha güzel olacak.

Yarınların temeli bugünden atılıyor. Yarının ekmeğinin mayası bugünden tutuluyor.

Yarınlar bu mübarek milletin uyanışıyla, tüm dünyadaki Müslüman milletlerin gaflet uykusundan uyanışının da başlangıcı olacak. İnşallah hep beraber gelecek günlerde bunu göreceğiz. Türkiye yeniden uyanışın ve imanla şahlanışın, Anadolu insanının şahlanışının mimarı oldu.

Elhamdülillah… Hamd ederiz Rabbimize…

Tıraş ettiler sakalımızı ama daha gür çıktı.

Yoldular yıllar yılı kanatlarımızı uçamayalım diye ama yapamadılar.

Bir şeyi unuttular:

Kartalların kanadını yolmak, doğacak neslin kartal olmasını engelleyemez.

İşte bunu unuttular.

Sığmazken atalarımız dünyanın dört bir yanına. Biz mi sığacaktık, şu daracık vatan toprağına.

Yiğitlere selam. Uyandık vesselam.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »