ARAMA SAYFASI

Küçük Su Ayıları Bize Ne Anlatıyor?

Suayısı (tardigrad) denilen bir hayvanı hiç duydunuz mu?

 

Mikroplardan en büyük hayvanlara kadar bütün hayvanlar âleminin yaratılışları ayrı bir harikadır. Su aslanını, su aygırını çoğunuz duymuş, hatta resimlerini, canlı görüntülerini görmüşsünüzdür. Ama mesela suayısı (tardigrad) denilen bir hayvanı hiç duydunuz mu?

Bu hayvan, 0,3-0,5 mm büyüklüğünde mikroskobik bir hayvandır. Radyasyona, dondurucu soğuğa ve aşırı sıcağa hatta kaynatılmaya bile dayanıklıdır. Topraktan ve deniz tabanlarından Antarktika’daki buzullara kadar, +151 dereceden -200 dereceye kadar her yerde yaşıyor. Çok alçak basınçta yaşayabildiği gibi çok yüksek basınçta da yaşayabilmektedir.

Erkek ve dişileri vardır, 14 gün yumurtada kalırlar, yumurtadan çıktıklarındaki hücre sayısı 40 bindir ve ölünceye kadar aynı sayıda kalırlar. Boyları büyür ama hücre sayıları artmaz. DNA yapısını özel bir proteinle battaniye gibi sararak kendini koruma özelliğiyle donatılmışlardır.

Büyüklükleri 1 mm bile olmayan bu hayvanlardaki özellikler ne kadar da harika değil mi?

Başka hayvanların, mikropların da başka harika özellikleri var. Arılar bal yapar, inek, keçi ve koyun süt verir, bülbül öter.

Bediüzzaman her bir hayvana ait harika özelliklerin sebebini şöyle anlatır:

Gözle görünmeyen bir mikrop, bir hayvancık, küçüklüğüyle beraber pek ince ve garip bir makine-i İlahiyeyi havidir. O makine mümkinattan olduğundan, vücut ve ademi, mütesavidir. İlletsiz vücuda gelmesi muhaldir. O makinenin bir illetten vücuda geldiği zaruridir. O illet ise, esbab-ı tabiiye değildir. Çünkü o makinedeki ince nizam, bir ilim ve şuurun eseridir. Esbab-ı tabiiye ise, ilimsiz, şuursuz, camid şeylerdir. Akılları hayrette bırakan o ince makinenin esbab-ı tabiiyeden neş’et ettiğini iddia eden adam, esbabın herbir zerresine Eflatun’un şuurunu, Calinos’un hikmetini ita etmekle beraber, o zerrat arasında bir muhaberenin de mevcut olmasını itikad etmelidir. Bu ise, öyle bir safsata ve öyle bir hurafedir ki, meşhur sofestaiyi bile utandırıyor. (İşaratü’l İcaz, İbadet ve Tevhid bahsi)

Evet her şeyin bir sebebi vardır, hiçbir şey tesadüfen, kendi kendine olamaz. Hatta sebebin de bir yaratıcısı vardır ki öyle bir netice vermesini istemiş, “ol” demiş o da olmuştur.