64 Yazı Suat Ünsal

Yazar Profili »

Yediveren

Temmuz 2013, 439 144 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Nisan 2020 13:03 Suat Ünsal

 

CEVAPLAR

Okul yıllarında, mesela “gözün yapısı ve işleyişi nasıldır?” diye bir soru sorulduğunda tabiatçı, tesadüfçü bir nazarla cevap vermemiz istenirdi. İşin içine Allah’ı da katarak vereceğimiz cevap kabul görmez, hoş karşılanmaz ve reddedilirdi.

Şimdi hayat dersindeyiz. Bu ömrün sonunda da bir soru-cevaptan geçeceğiz. Münker Nekir melekleri gelecek ve belki de yine böyle bir soru da soracaklar. Fakat orada önemli bir fark olacak. Orada tabiatçı, tesadüfçü bir nazarla verilmiş cevaplar kabul edilmeyecek…

 

***

 

ORUÇ EMİR TUTMAKTIR

Oruç ne bir şey yememek, ne de aç ve susuz kalmaktır; oruç Allah’ın yeme içme konusundaki emrine uymaktır. Orucun anlamı ve orucu oruç yapan budur. Gerisi ise görünürdeki teferruat…

 

***

 

NİMETİN BEDELİ: ŞÜKÜR

Birisi bir firmadan, bir dükkandan alışveriş yaptıktan sonra fiyat ödemek yerine dese ki: İnsanlara ihtiyaç maddelerini tedarik etmek bu iş yerinin tabiatıdır. Bunun için bu aldığım şeylere bir ücret vermem gerekmez…

Bu söz karşısında işyeri sahibi elbette “dur bakalım” diyecektir, “doğru; bu işyerinin tabiatında müşterilere mal tedariki vardır ama bunu ben böyle takdir ettim ve karşılığında da şu bedelin ödenmesini istiyorum.”

Bu dünya çarşısı da ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız şekilde düzenlenmiş ve böyle işletiliyor. Fakat alınan hizmetin de bir karşılığı var. Bu şükür karşılığını vermeyip, “bu ağacın meyve vermesi, bu arının bal vermesi tabiatında var; bulutun yağmur vermesi, güneşin ışık vermesi tabiatında var; bundan dolayı da birisine bir bedel ödememe, teşekkür etmeme gerek yoktur” demek, bu dünyayı böyle düzenleyen ve karşılığını da şükür olarak belirleyen Allah’ın iradesini görememe cahilliğini gösterir.

 

***

 

BENLİK VE YAKINLIK

İnsanın dik duruşu benlik davasını sergilemesidir. Karşısındakine ‘ben benim, sen sensin’ der adeta.

İnsanın eğilmesi ise (rükû), karşısındakine saygı duyması, onu kendinden üstün bilmesinin bir ifadesidir. Burada insan benliğinin karşısındakine ram olması, boyun eğmesi, itaatinin ifadesi vardır. İnsan eğildiğinde karşısındakinin hesabına benliğinden bir derece vazgeçmiş demektir.

İnsan secdeye kapandığında ise benliğini sıfırlamıştır. Artık orada, secde ettiğine mutlak itaat sözkonusudur; haliyle ‘ben yokum, ben senin içinim..’ demektedir. Bundan dolayıdır ki; secdede benliğini terk eden insanın, Rabbine en yakın olduğu an da o andır.

 

 


Temmuz 2013, 439 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yol

Diline gelmez ama kalbinden çıkmaz bir özel yerin sevdasını kalbine koyan, belli ki burada kaybolman için var etmedi seni… Bir yol olmalı…

Devamı »

Şimdi Aramızda Olsaydı…

Selim Gündüzalp abimiz şimdi aramızda olsaydı, ihtimal ki, 500. sayımıza nasıl geldiğimizi konuşuyor olurduk…

Devamı »

Cennet Kütüphanesi

Hayatımız bir kitap gibi. Ömrün bitiminde tamamlanacak bir kitap. Acaba bizim ömür kitabımızın değeri ne olacak?

Devamı »

Kum Tepelerine İsim Vermezler

Sağlam bir dağ gibi ol. Savrulma kum tepeleri gibi. Kalbine onun bunun taşıdığı yalanları koyma. Seni yaratandır senin dostun. Seni sevdiğini seni yaratarak gösterdi.

Devamı »