Genç adam kendine geldiğinde ilk birkaç saniye bocaladı. Nerede olduğunu ve neden burada olduğunu hatırlayamadı. Çok geçmeden içeri giren görevliyi tanıması ile diğer birçok şeyi de hızlı bir şekilde hatırlamaya başladı. Gördüklerinin etkisi de bir yandan devam ediyordu. Demek ki rüyaymış diye mırıldandı. Bir sahnede bu yaşadıklarının bir rüya olamayacak kadar gerçek olduğuna dair bir şeyler düşündüğünü hatırlayınca gayri ihtiyari gülümsedi. Gerçekliği artırmak için bu ayrıntıyı bile dahil etmiş olmaları, bu ürüne olan hayranlığını biraz daha artırdı. Üstelik gerçek sandığı bu rüyanın içinde, onlarca gece uykusu uyumuş ve belki bir o kadar da rüya görmüştü. Saate baktığında yaşadığına hiç şüphe etmediği o yıllara rağmen gerçekte henüz 12 saat bile geçmemiş olduğunu gördü ve irkildi.
Görevli kulaklarında takılı olan aparatları ve gözlerindeki lensleri ustalıkla çıkarttı. O an aynı görevlinin bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için yaptığı konuşma geldi aklına. Çok başarılı ve etkileyici bir sunumdu doğrusu. Genç adamı ikna etmiş ve satış o sırada hemen gerçekleşmişti. Sunum kişiye özel yapılıyordu ve görüşmeye gelmeden önce ilgili siteye girip çok özel bilgilerin de istendiği 100 adet soru cevaplanıyordu. İnternette kullandığı ve paylaşım yaptığı bütün platformların kullanılmasına da onay vermişti. Görevli bütün bu bilgilerle donanmış bir halde kendisini en yakın arkadaşından bile daha iyi tanıyan biri olarak görüşmüştü onunla. Her şeyi ile tam bir insan görünümünde olan ve davranışları ile de insandan farksız olan bu yapay zeka, kendisi hakkında edindiği bilgilerle bir algoritma oluşturmuş ve damak zevkine ve fobilerine varana kadar her duygusuna hitap eden bir senaryo hazırlamıştı.
Görüşmenin başında yaptığı sunumda da ilginç bilgiler paylaşmıştı:
- Portföyümüzde yüzlerce rüya tasarımı mevcut. Bunların süreleri 1 yıl ile 25 yıl arasında değişiyor. Aslında süre ne olursa olsun ‘bir gecelik uykuda’ başlıyor ve bitiyor. Maliyetleri de süresine göre farklılık arz etmekte. Senaryoları ve tasarımları, bizim firmamıza özel geliştirdiğimiz yapay zekalardan oluşan bir ekip hazırlıyor. Rakip firmalar henüz bizim kalitemize erişemediler. Yapay Rüya sektörünün tartışmasız en iyisi biziz. Üstelik şu ana kadar en ufak bir sağlık sorunu yaşamadık. Öncesinde çok kısa süren fakat detaylı bir sağlık testi uyguluyoruz. Testi geçemeyenlere ürün satışı yapmıyoruz. Sonrasında ise 24 saat burada müşahede altında tutuyoruz. Arge çalışmalarımıza da hızla devam ediyoruz, asıl hedefimiz ürünlerimizi insanların her gece yattığında rahatlıkla kullanabileceği bir hale getirmek.
Genç adam 25 yaşındaydı ve rüyasında 50 yaşına kadar yaşamıştı. Bu 25 yıllık paket, kampanya dönemindeydi. Bir arkadaşı çok tavsiye ettiği için bu ‘ünlü ve zengin iş insanı’ konseptli ürünü seçmişti. Arkadaşı onlarca kez kullanmıştı bu ürünlerden. Hatta her hafta en az bir kere bunları kullanan insan sayısının her geçen gün arttığını söylüyordu. Kendisi ilk defa kullanacaktı. Kazandığının çoğunu büyük felaketten sonra genetik bozukluk yaşamaya başlayan abisinin tedavi masrafları için harcıyordu.
Su kuyuları açan bir firmada çalışan ve teknolojik konularda çok yetenekli olan genç adamın hayali, yapay zeka robotların yanında ayrıca binlerce insan çalışanı da olan çok büyük bir teknoloji firmasının sahibi ve CEO’su olmaktı. Logosunu ve markasını bile hazırlamıştı. Elbette ki çok zengin bir hayatı ve çok sevdiği dünya güzeli bir eşi ve yine çok güzel ve yakışıklı çocukları olacaktı. O da şu anda mevcut küçük bir azınlığın yaşadığı gibi yaşamak istiyordu.
Bilgisayar başta olmak üzere bütün teknolojik ürünleri ve yapay zeka robotları sadece bu mutlu azınlık kullanabiliyordu. Rüyasında bunu herkesin kullanabileceği bir ortam oluşturmak istiyordu. Ayrıca şirketinde dünya çapında ses getiren buluşlara ve ürünlere imza atacaktı. Büyük kalabalıklara seslenebileceği seminerler vermek istiyordu. Herkesi hayran bırakan bir karizmaya ve hitabete sahip olacaktı. Eşi, çocukları ve dostları ile eğlenceli partiler, davetler ve tatil programları olsun istiyordu. Dünyanın en zenginleri listesinde yer almakla kalmayacak, entelektüelliği ve yazdığı kitapları ile de anılacaktı. Yaşayacağı, yeşillikler içerisindeki muhteşem malikanenin konumunu ve yerini bile planlamıştı. Tüm bunları ayrıntıları ile anlatmıştı görevliye.
Sonuç arkadaşının anlattıklarından da, beklediğinden de daha fazlasıydı. Hayal edip planladıklarının da üzerindeydi. Her şey o kadar gerçekçiydi ki halen etkisinden kurtulamıyordu. O, 25 yıl geçti zannederken, geçen zaman sadece tek bir geceden ibaretti. Bu rüyada eşini de çocuklarını da gerçekten çok sevmişti. Çocukları arasında ilk göz ağrım dediği onun yaşına gelmiş ve evlilik hazırlıkları yapmaya başlamışlardı. Saçlarındaki beyazların artmaya başladığı bir dönemdeydi. Kayınpeder adayı olmasının etkisi ile olsa gerek, bu beyazların kendisine yakıştığını bile düşünmüştü.
Oğlunun düğününü göremeden rüyanın bitmesine bir an kızdı bile. Oysa bunlar gerçekliğin artırılmasına yönelik ayrıntılardı. Sonra bu kızgınlığına kendisi de şaşırdı. Fakat içini kaplayan bu tuhaf hüzne bir türlü engel olamıyordu. Yaşadığı o kadar olay, tanıdığı o kadar insan, sevdiği onca kişi, o dişi ve tırnağı ile, gecesini gündüzüne katarak çalıştığı, kurduğu, geliştirdiği holdingi, binlerce kişiye istihdam sağladığı o şirketleri, hepsi bir rüyadan ibaretti ve bu o kadar kolay kabul edilebilecek bir şey değildi.
Gerçekte ise genç adamın bu hayatta, ondan iki yaş büyük kardeşinden başka kimsesi yoktu. İkisi de sosyal hizmet kurumlarında yetişmişlerdi. Annesini, babasını ve diğer tüm yakınlarını onun doğduğu 1980 yılında, uzun süredir devam eden ‘soğuk savaşın’ nükleer savaşa dönüştüğü o felakette kaybetmişlerdi. SSCB’nin 1979 yılında Afganistan’a saldırması 1972’de başlayan Nükleer Silahlar konusundaki barış sürecinin sona ermesine ve ABD’nin silahlanma yarışını yeniden ateşleyen ‘Yıldız Savaşları Projesini’ başlatmasına neden olmuştu. ABD başkanı Ronald Reagan’ın başlattığı bu proje güya, SSCB’nin balistik füzelerini uzaydan kontrol ederek ABD’yi vurmasına engel olmayı amaçlamıştı. Ve ne yazık ki bu silahlanma ve inatlaşma süreci, tarihe Büyük Felaket olarak geçen bir trajediyle sonuçlandı. Dünyanın çoğu bölgesi yaşanmaz yerlere dönüştü. 100 milyondan fazla insan öldü. Sağ kalanların çoğu ya kanser oldular ya da genetik bozukluklara uğradılar. Özellikle 80’ler, yaşam standartlarının bir anda yüzlerce yıl geriye gittiği yıllardı. Soludukları havanın ve gıda konusunun az da olsa normalleşmesi 90’lı yıllarda sağlanabildi.
Bu arada, Büyük Felaketi başlatan nükleer silahların düğmesine Yapay Zeka tarafından basıldığı iddia edilmişti. 1968 yapımı 2001-Bir Uzay Destanı filminde yer alan insan düşmanı Yapay Zeka HAL 9000’in daha kötüsünün ve daha zekisinin, gerçekte de var olduğu bile konuşulmuştu.
Gerçekten de yaşanan bütün bu olumsuzluklara rağmen teknolojide ve yapay zekadaki gelişmeler hız kesmedi. İnsanoğlu bütün gücünü teknolojiye ve dünya dışında yaşanabilir bir yer aramak için yapılan bilimsel çalışmalara ayırdığı için, açlık, susuzluk ve barınma sorunlarına çözüm üretmek hep geri planda kalıyordu. Bu nedenle, 2005 yılının sonuna yaklaştıkları şu zamanda, birkaç kasa meyve-sebze fiyatına 25 yıllık bir rüya paketi satın alabilmesi, genç adamı oldukça şaşırtmıştı.
Genç adam 24 saat müşahede altında tutulacağı odaya alındı. Odaya girdiği gibi gençler arasında çok revaçta olduğunu duyduğu “80’ler” isimli rüya paketinin duvarda oynayan reklamı dikkatini çekti. O yıllarda, müziklere, dostluklara, arkadaşlıklara, komşuluklara yansıyan samimiyetten, saygı ve sevgi dolu aile ilişkilerinden, yeşilin ve gıdanın bolluğundan ve barış dolu bir dünyadan bahsediliyordu. Yaşananların tam aksine 80’ler, silahlanma yarışının durduğu, barışın sağlandığı, hatta SSCB’nin dağılıp Berlin duvarının yıkıldığı yıllar olarak belirtiliyordu. Bu cümleler onu kâbus gibi geçen çocukluk yıllarına götürdü ve bir an önce para biriktirip bu üründen de satın almalıyım diye düşündü. Belki bu sayede çocukluk travmalarını biraz olsun hafifletebilirdi.
Bir yandan da bu yapay rüyaların bu kadar yaygınlaşmasından, hatta insanların evlerinde ve her gece kullanabilmesi adına yapılan çalışmaların yoğunluk kazanmasından rahatsızlık duyuyordu. Mutlu azınlığın amaçladığı şeyi tam olarak çözemiyordu. “Belki de dünyayı bu hale getirenler, insanların bu rüyalarla avutulmasını ve gerçeklerden uzaklaştırılmasını istiyorlar” diye düşündü. Oysa onun için tek gerçek rüya hayatın kendisiydi. Zaten insanoğlunun tarih boyunca başına gelen bütün felaketler ‘gerçek bir rüyada’ olduğunu unutmasından dolayı değil miydi?
