15 Yazı Prof. Dr. Tevfik Özlü

Yazar Profili »

Din Sadece Dindarlara Mı Lazım?

Aralık 2012, 432 145 Görüntülenme Eklenme Tarih: 06 Haziran 2020 18:21 Prof. Dr. Tevfik Özlü

 

Dini konuların, sadece uhrevi rüzgarların estiği özel mekanlarda, inançlı kişiler arasında ve dini literatüre uygun terminolojiyle konuşulmasının yeterli olmadığına ve dinin toplumsal sorunlar bağlamında; sokaktaki herhangi bir kişi için ne anlama geldiğini, onun anlayabileceği bir dil ve söylemle tartışılması gerektiğine inanıyorum.

Din, aslında hayatı anlamlandırma arayışına verilmiş cevaptır. Bilim, bu konuda insana yardımcı olamaz. Bilim sadece ne ve nasıl sorusuna cevap arar. Neden ve kim tarafından sorularını görmezden gelir. Oysa, her insan: “Ben kimim? 100 yıl önce bu dünyada değildim, 100 yıl sonra yine olmayacağım. Öyleyse buraya nereden geldim ve nereye gideceğim? Benim burada olmamı kim istedi? Neden var oldum? Dünyaya gelişimi, dünyaya geldiğim yeri, zaman dilimini, anne ve babamı, sahip olduğum ve beni ben yapan bedeni ve ruhsal niteliklerimi belirleyen irade kim? İçinde yaşadığım evreni, dünyayı rahat edebileceğim şekilde hazırlayan; yiyip içtiklerimi, soluduğum havayı yaratan kim? Yaşamam için dünyanın dönmesi, yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, güneşin ısıtıp, aydınlatması, havadaki oksijenin sürekli korunması, topraktaki azot bakterilerinin varlığı, alyuvarlarımdaki hemoglobinin oksijeni taşıma yeteneğinin olması, nöronlarımda bir sinyalin saniyenin binde biri kadar sürede kesintisiz yayılması gibi milyarlarca sayısız mükemmeliyetin bir arada ve eksiksiz olması gerekiyor. Bütün bunları benim yaşamam için sürekli yaratan benden ne istiyor? Bu hayatın anlamı nedir?…” gibi soruları kendine sorar. Bu soruların makul cevaplarını sadece din verir. Bu nedenle din, hayatını anlamlı hale getirmek isteyen her insan için vazgeçilmezdir.

Din, kişi için olduğu kadar, toplum için de vazgeçilmezdir. İnsanlık tarihi boyunca her toplum için yadsınamaz sosyolojik bir olgudur. Anadolu insanı için dinin yeri, çok daha önemlidir. Toplumsal yapımızda, örf ve adetlerimizde, insan ilişkilerimizde, dünya görüşümüzün ve yaşam biçimimizin şekillenmesinde din, çok etkin bir rol üstlenmiş durumdadır. Din, insanın hem bu dünyada hem de öteki dünyadaki mutluluğunu esas alır. Dinin bir misyonu da toplumsal huzuru ve barışı gerçekleştirmektir. Dinin toplumsal sorunların çözümünde sağlayacağı katkı göz ardı edilemez. Geniş halk toplulukları açısından dinin yerini bir başka argümanla doldurmak, tarih boyunca mümkün olmamıştır.

Dinin öngördüğü sevgi, saygı, şefkat, yardımlaşma, dürüstlük, hakkaniyet, adalet, yardımlaşma, paylaşım gibi erdemlerin, toplumsal barışın temininde ne denli gerekli olduğu tartışmasızdır. Allah’ın kendisini her an gördüğünü ve söylediklerinden, yaptıklarından ve yapmadıklarından dolayı O’nun huzurunda hesaba çekileceğine inanan samimi bir mü’min, otokontrol sahibidir. Emniyet görevlileri görmese bile suç işleyemez. Kendi çıkarına uygun olsa da yalan söylemez. Başkalarını aldatamaz. Kimsenin canına, malına, namusuna el uzatamaz. Rüşvet alamaz. Kamu malına zarar veremez. Tüyü bitmedik yetimin hakkını düşünür. Haksızlık yapmaz. Anne-babasının, eş ve çocuklarının, konu-komşusunun haklarını gözetir. Rızkını muhtaç olanlarla paylaşır. Hastaları, düşkünleri, yolcu ve öğrencileri himaye eder. Sorumluluk sahibidir. Kendisine emanet edilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışır. Hile-hurdaya kaçmaz. Kul hakkından korkar. Fırsatçılık, tefecilik yapamaz. Sözünden dönemez. Yalan yere şahitlik yapmaz. Eksik tartamaz. İnsan olsun, hayvan olsun masum bir cana kıyamaz. Çevreyi, doğayı yağmalayamaz. Tok gözlüdür. Paraya, makama, şöhrete kendini kaptırıp sonu gelmez bir hırsla pastadan daha büyük bir pay kapma uğruna onurunu çiğneyemez. Vefalıdır, mütevazidir. Kısaca, dindar bir insan ilkelidir. Asla vazgeçemeyeceği doğruları, prensipleri vardır. Sınırlarını bilir. Çıkarı için her kalıba girmez.

Böyle erdemlerle donatılmış bireyler toplumsal hayatın, huzurun, dengenin, barışın sigortasıdır. Sadece inançlı kişiler değil; herhangi bir dini inanca sahip olmayan kişiler de, dinin ortaya koyduğu bu değerlerden fayda görür.

 

 


Aralık 2012, 432 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kurban Üzerine Düşünceler

Kurban, vazgeçebilmektir; kendinden, en sevdiğinden, Allah’tan maada gönlünü bağladıklarından...

Devamı »

Nerede O Eski Ramazanlar

Eski ramazanların güzel hatıraları gönlümüzde, aklımızda kalmıştır. Hep canlıdır, cezbedicidir ve “keşke yine o günleri aynı duygularla yaşayabilsek” diye düşünürüz.

Devamı »

Şifahanelerimiz Vardı... Sahiden Ne Oldu Onlara?

Şifahanelerimiz vardı bir zamanlar, şifa bulmak için başvurulan...

Devamı »

Güzelleme...

Ey bütün güzellerin güzel yüzlerinde güzelliğini gösteren güzel!

Devamı »